Glutatyon Nedir?
Glutatyon hücreleri serbest radikaller, peroksitler ve ağır metaller gibi reaktif oksijen türlerinin toksik etkilerinden koruyan bir antioksidandir. Toksinlerin dokulara zarar vermeden uzaklaştırılması ve dokuların onarılabilmesi için görev alır.
Glutatyon Ne İşe Yarar?
1- Beyin Hücrelerini korur:
Beyin vücudun en fazla enerji harcayan organıdır. Bu enerjiyi harcarken bir yandan yüksek miktarda reaktif oksijen molekülleri oluşturur.
Alzheimer Hastalığı: Alzheimer hastalığının nedenleri anasında kısmen oksidatif streste bulunur. Antioksidanlar hastalığı önleyebilir veya yavaşlatabilir. Birkaç klinik çalışmada Vitamin E’nin alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlattığını göstermiştir. Alzheimer hastalığı olan farelerde glutatyon hafızayı arttırdığı, plak oluşumunu azalttığı ve genel semptomları iyileştirdiği görülmüştür.
2. Oksidatif Stresi Azaltır:
Glutatyon vücuttaki reaktif oksijen türlerini azaltır. Bu maddeler DNA hasarı yaratabilen maddelerdir. Kısacası vücutta kanser, inflamasyon (birçok oto immun hastalık) ve beyin hasarı gibi birçok konuda reaktif oksijen türevleri ana etkendir. Tabi ki tek başına glutatyon reaktif oksijen molekülleri ile savaşmaz. Vitamin E ve C gibi birçok farklı mekanizma da bu savaşta bizim tarafımızdadır.
3. İnflamasyonu Azaltır:
İnflamasyon vücudumuzdaki birçok oto immun hastalığın ana nedenlerindendir. İnflamasyon için mikrobik olmayan iltihap diyebiliriz. Yapılan çalışmalarda düşük glutatyon seviyeli farelerde inflamasyon varlığının çok daha fazla olduğu görülmüştür. Vücutta iltahabi reaksiyonu düzenlemek için glutatyonun yanında farklı mekanizmalarda etkilidir. Sağlıklı yaşam inflamasyonu minimuma indiren ana faktördür.
4. Yaşlanmayı Geciktirir:
Serbest radikallere glutatyon etkisinden bahsetmiştik. Serbest radikaller yaşlanmanın ana etkenlerinden. Her hücreyi yaşlandıran ve hasar veren serbest radikalleri azaltan glutatyon dolaylı yoldan yaşlanmayı da geciktirmektedir. Glutatyon olmadan, vücut toksinlerini etkili bir şekilde nötralize edemez ve ortadan kaldıramaz. Yaşam koşulları gereği zaman zaman toksinler artar ve glutatyon hızla tüketilir. Bunun en iyi örneği karaciğer dokusudur. En yüksek glutatyon düzeyi karaciğerde olmasına rağmen en çok toksin de burada olduğundan sürekli tüketilir. En önemlisi ise Glutatyon karaciğer dokusunun yenilenmesi, onarılmasını sağlar.
5. Kaygı, Depresyon ve Stres:
Yapılan araştırmalarda depresyonu olan kişilerde glutatyon düzeyinin belirgin oranda az olduğu gözlemlenmiştir. Klinik çalışmaları sonucunda glutatyon stres altındaki hayvanlarda depresyon ve anksiyeteyi belirgin şekilde azaltmıştır.
Sonuç olarak,
Glutatyon sağlıklı kalmak ve hastalıktan korunmak için en önemli moleküllerden biridir. Yaşlanma, kanser, kalp damar hastalıkları, bunama (demans) ve başka birçok kronik/dejeneratif hastalığın önlenmesinde temel öneme sahip olan glutatyon üç yapı taşından oluşur, bunlar sisteine, glisin ve glutamin aminoasitleridir. Glutatyon vücudumuzda doğal olarak üretilir. Glutatyona “ana anti- oksidan” denilmesinin sebebi, onun serbest radikalleri yakalayarak karaciğere taşıması ve burada kendisini yenileyerek tekrar işine geri dönmesidir. Serbest radikaller, çoğu zaman normal hücre metabolik oksidasyonunun yan ürünleri ve toksik atıklarıdır. Anti-oksidanlar tarafından etkisiz hale getirilmediklerinde oto immün hastalıklara, kanser gibi kronik hastalıklara yol açabilirler.
Aktif Glutatyon (GSH):
Glutatyon serbest radikalleri toplayarak doyduğunda karaciğerde kendini yenilemektedir. İdeal şartlarda glutatyonun %10’u inaktif (oksitlenmiş) durumda iken %90’ı aktif formdadır. GSH olarak da bilinen aktif glutatyon %90’ın altında düştüğünde serbest radikallerle savaşı kaybetmeye başlarız. Toksinler daha da biriktiğinde GSH azalmaya devam eder. GSH %70’in altına düştüğünde bağışıklık sisteminde bozulma görülür.

